MUHABBET KUŞU.
Müzik karikatürleri.
Raşit YAKALI
1880 yılından beri koşuyordum. Son ikisi hariç bütün Avrasya maratonu halk koşularına katıldım. Yaşlandığım için ve stent olayı yüzünden artık koşmuyor, Levent Çilekli tesislerinde her sabah 1,5 saat yürüyüş yapıyorum. Benim gibi emekli bir hayli dostum oldu. Aramızda emekli vali dahil her meslekten emekli var. Bizler hem tempolu yürüyüş yapıyoruz , her gün Türkiye’nin gündemini belirliyor ve de irdeliyoruz. Tabi önce futbol la başlıyoruz, öylelerimiz var ki, takımı yenilen bir hafta başka bölgelere kaçıyor. Bankacı Metin bey önerdi ve AKM deki İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği korosu konserine12 bilet aldık. Arkadaşların yarısı o saatte afyonları patlamadığı için gelemediler. Gidenlerimiz çok güzel bir konser izledik, müziğe doyduk. Konser sırasında düşünmeden edemedim.” Acaba karikatürcü arkadaşlarımla da böyle grup gezileri yapamaz mıyız?. Hep beraber o konuda yoğunlaşamaz mıyız?, ortak çizimler yapamaz mıyız?. Örneğin müzik. Birlikte konseri izleyip ayrı ayrı yorumlasak, bültenlerimizde sitelerimizde, broşürlerimizde yayımlasak ya da en azından o güzel havayı birlikte solusak o bile bizleri mutlu etmez mi?” Diye düşündüm. Rahmetli Semih Balcıoğlu hocam bir sabah evine gittiğimde bana bir yabancı müzik albümü göstermiş ve “Bak Raşit, biz henüz bu aşamaya gelemedik, Avrupa da adamlar bir konu üzerine yoğunlaşıyor ve o konu ile ilgili albüm yapıyorlar. Bu adam senfoni konserine bilet alıyor, izliyor hatta defalarca bunu tekrarlıyor, sonra da “ Müzik albümü” yapıyor hatta satın aldığı biletin resmini kitabın kapağına koyuyor olayı pekiştirmek için. Ve sonuç böyle dört dörtlük bir albüm yapıyor.” Demişti. / O günlerde biliyorum ki kendisi konulu albümler, sergiler Hazırlamaya başlamıştı, bizzat yaşayarak, izleyerek./ Biliyorum yine fazla uçtum ama benim gibi düşünen arkadaşlar varsa 0542 331 36 78 den beni arasınlar, ben yer ayırtayım, bir konseri birlikte izleyelim bir denemekten ne çıkar. Belki ortak bir çalışma yapabilir hatta bir broşürde toplayabiliriz belki. Neden olmasın. Tutarsa sürdürürüz buluşmalarımızı. En azından simit partilerimizden verimli olmaz mı?
Evde torumu bakıyoruz, okul çıkışı. Yeni karne aldılar Fransızca eğitim veren bir okulda birinci sınıf. Bazen eşimle müsvedde kağıtlara resim yapıyorlar. Eşim Hürriyet gazetesinin kenarındaki Atatürk portresini çizmiş. Torunum resme bakıp; “ Hiç bu resim Atatürk e benzemedi. Bu “ Bethoven” e benzedi” dedi. Dört ayda “Beethoven -1770-” i tanıtmışlar. Drama dersleri var. Ben de bu izlediğim konserin kitapçığını torunumun kitaplığına koydum. Belki bir gün bu konserleri izletme şansım olur. Bu gün olmasa da yarın Rahmi beyi, Cemil Beyi, Dede efendiyi, Hacı Arif beyi tanıtırım ona. En azından artık bilgileri kitaplığında var.
MUHABBET KUŞU...
“ Teşekkür ederim anneciğim…”
Erdoğan Karayel kardeşimin Cevahir İş Merkezindeki “GÖÇ” konulu sergisinin açılışına giderken, yürüyen merdivende arkamdaki basamaktan bir ses geldi. Kulak misafiri oluverdim; Çok teşekkür ederim anneciğim karne hediyesi olarak bana bu kitabı aldığın için.” Dayanamadım ve arkama dönüp, ne güzel bir an bu benim için. Ben de senin gibi karne aldığım gün annem yol üzerindeki gazete bayiinden “ Arkadaş “ adlı bir resimli dergi almıştı bana 55 yıl önce. Çok mutlu olmuştum ve ben o resimlere baka baka karikatürist oldum, şu an da bir karikatür sergisine gidiyorum.” Deyiverdim. Çocuk öteki eliyle de annesinin koluna sarılıp utanarak sıcacık gülümseyiverdi bana. “İnşallah “ der gibilerden.
Geri Dön |