Emel yengem dün bana “ Raşit ,Bende Semihin /PALYAÇOLAR/ kitabı yok, sende varsa bir fotokopisini yaptırıp getiriver” demişti .Bu sabah Beşiktaş Teknik serviste Ahmet beye yaptırdım. Öğle saati Fulya yokuşundaki evine yürüyerek götürdüm. .Yolda hem arada bir kitaba tekrar bakıyor hocamın sanat gücüne hayran kalıyordum.
Bu arada kendi kendime konuşuyorum. “ Eşim bu havada benim bu yolu yürüyerek gittiğimi görse bana ne çok kızardı.” Diye. Yengemden bir hayli sitemli uyarılar aldım. Haklıydı. Hem bana hem derneğimize sitemleri vardı. .Bu arada 1 Nisan dernek gecemizin davetiyesini de verip tekrar özür diledim. Sohbet sonrası Teşvikiye camiine doğru yokuşu yürüdüm . Tam karakol durağında ışıkları geçerken lüks bir arabadan bir ses geldi. “Raşit..Rasit.” baktım. Aa Yalvaç Ural..”Selam Yalvaç ağabeyciğim.” “Moruk nerelerdesin niye aramıyorsun ? ara beni. Ne yapıyorsun?.. “ Hiiiiç işte bunu yapıyorum.. deyip torbamdan Palyaçolar kitabını çıkarıp gösterdim. Nereden geldiğimi söyledim.”.Ara beni, ara beni” dedi ve şoförüne yürümesini söyledi. Bir patrondu. Gurur duydum. Çok sevdiğim bir kader arkadaşımdı. Yıllar önce beni her gün vosvos arabasıyla cağaloğluna götürürdü.. Ben utanırdım bazı günler yola çıkmazdım. Hemen telefon ederdi, biraz sonra kapıya gelirdi..kızımı Beşiktaş taki okuluna bırakırdı. . Hatta şu an oturduğum evin kooperatifine beni o bin tl ye üye yapmıştı. Hatta oğlumun ayağını at arabası ezdiğinde taksilerin çalışmadığı karlı günlerde hastaneye defalarca pansumana götürmüş ve hasta bakıcıların cebine bahşişleri o koymuştu. Hatta…daha bir sürü hatta.. “Emekli olduğumuzda mahalle kahvesinde hep tavla oynarız “diye her sabah sözleşirdik 20 sene önce. Ben bu hareketi niye yaptım… ne gereği vardı. Ne demek
istedim acaba…Valla bilmiyorum kendisini öyle çok severim ki..Acaba “ Ben Palyaçoculuk oynuyorum işte “mi demek istedim …İnşallah kötüye yormamıştır Yalvaç..
Ben figüranım zaten….
Şişli metrosuna yaklaştım televizyoncular yolu tutmuş, gelip geçene mikrofon tutuyorlar kimse de konuşmayı kabul etmiyor. Arada boşluk oldu mikrofonu ağzıma dayayıverdi muhabir. “ Beyefendi birkaç sorumuz olacak yardımcı olabilir misiniz?” “ tabii, buyurun. .” Bankacılık konusunda ne düşünüyorsunuz, iyi bir banka nasıl olmalı sizce?.. “” Pardon, durun bir dakika …iş değişti. Ben zaten reklam figüranıyım, bu iş reklama girer. Ajansımla görüşmeniz lazım önce..Duygu Başara ajans..Telefonunu vereyim. Ben tenbihliyim. “ “Yok efendim bu bir reklam değil banka içi bir çalışma anketi sadece..”
“Oldu o zaman..İyi bir banka güven vermeli, sıcak olmalı artı ,vizyonu olmalı vs…
Bankalar ne işe yarar ..Hemen aklıma 4 yıl önce oynadığım “Akbank Ailem” reklamı geldi.. Şarkı sözcüklerini hatırladım.. ..Para yatırırız.. Para çekeriz,, Kredi alırız..Fon yaparız. Vs..vs..
Çok güzel çok güzel .sizi biraz içerde misafir edebilir miyiz.? “ Tabi.. ve çekim uzadı gitti.. tam bir reklam çekimi yaptılar sanki. Peki bu işi hallettik ben emekliyim ve karikatüristtim ben” “ AAA ne güzel” “Evet güzel Benim torbamda ustamın bir kitabı var “ Palyaçolar kitabı.. Harika bir kitap ..bakın.”. “ Evet Merhum Semih Balcıoğlu nun kitabı..Vay vayy hakikaten harika. “ “ Çekim devam ettiğine göre. Benim şimdi sizden başka bir ricam var.. Böyle bir kitabım olmasını hayal eder dururum hep.. “”” Tabii size hemen ihtiyaç kredisi verelim. Tam üzerine bastınız bakınız bu ihtiyaca uygun olarak….” “Evet ama ben emekliyim.o krediyi ödeyemem. Yıllar önce Bir banka kredisiyle 30 bin kartpostal bastım, beş kuruşluk satamadım. Yatak odası kartlarla dolu..” Haklısınız..” “ Evet haklıyım, peki sizin sanatçı sponsorluğunuz yok mu? “Dedim…” Hık mık”.. dedi müdüre hanım.. “Olabilir de”. Dedi. “Buyurun o zaman bu benim kartım. Siteme ziyaret edin.www.rasityakali.com .Misafirim olun. Orada 200 olimpiyat karikatürüm var. İki yıl gece gündüz uğraşıp çizdim. Bakanlıklar ,olimpiyat komitesi, bankalar, belediyeler dahil hiç kimse basmadı.“ Nefis bir kitap çalışması yapmışsınız ama maalesef basamayız” dediler. Hatta Kültür Bakanlığı.. …Ayrıca bakanlığımız Türk kültürünün korunması, geliştirilmesi ve tanıtılmasına yönelik bir yayın programı uygulamaktadır. Bu program çerçevesinde, kültürel dinamizmi ve yaratıcılığı destekleyecek ve Türk kültürünü yurt dışında tanıtacak yayınlar ön plana çıkarılmaktadır. Bu nedenle Eserinizin Bakanlığımız yayınları arasında değerlendirilmesi mümkün olamamaktadır…vs diye cevap verdiler……..
Türk kültürünü yurt dışında tanıtacak yayınlar ön plana çıkarılmaktadır. Bu nedenle Eserinizin Bakanlığımız yayınları arasında değerlendirilmesi mümkün olamamaktadır…vs diye cevap verdiler……..
Türk kültürünü yurt dışında tanıtacak yayınlar ön plana çıkarılmaktadır. Bu nedenle Eserinizin Bakanlığımız yayınları arasında değerlendirilmesi mümkün olamamaktadır…vs diye cevap verdiler……..
Siz ne dersiniz?:::” Ben “ Palyaço” muyum acaba. Metrodan eve kadar da tekrar yürüdüm. Tuvalete girmeden, paltomu çıkarmadan Başkanımız Metin Peker i ve Müze müdürümüz Erdoğan Bozok ağabeyi aradım. Unutmadan söyleyeyim diye.. “…şimdi yolda aklıma geldi. Yarın “Mıstık” ağabeyimizin ölüm yıldönümü , ben Bizim Gazetede bir köşe yaparım hemen. Başka ne yapabiliriz acaba?..
Ben Palyaço muyum, yoksa…figüran mı?…Güngör Kabakçıoğlu ağabeyin dadısı Onun yakıştırmasıyla/ “ Getir götür Emine” miyim… Ben kendimle kafa buluyorum galiba..
İşte böyle şey..Günler gelip geçiyor..Hayat su gibi akıyor….
Raşit Yakalı
27 Mart 2007
Geri Dön |